13 04 2008

LALE DEVRİ ÇOCUKLARIYDIK BİZ. ZAMANIMIZ GEÇMİŞ.

HAFTASONU EMİRGANDA LALE FESTİVALİNDEYDİK....   CUMARTESİ GÜNÜ HABER ALDIĞIM BU GEZİYE PAZAR GÜNÜ   ALELACELE KATILDIK BANA GÖRE İYİ DE ETTİK.   Emirgan’ı gezerken renk renk laleleri görünce tarihini de bilmeden geçmeyelim dedik, hem Büyükşehir Belediye Başkanının hem de Kültür turu hocasının lale hakkındaki bilgilerini dinledik.    Lale’ye Avrupa’da Tulip ismi verilmiş. Vakti zamanında bir Avrupalı İstanbul'a gelir. Bir bayanın tülbendi üzerinde lale resimleri dikkatini çeker ve sorar. Tercüman çiçeğin değil de tülbendin sorulduğunu zannederek 'tülbent' cevabını verir ve oradan lale Avrupa’da 'Tulipan', kısaca Tulip olarak anılmaya başlar. Osmanlı lale bahçeleri de pek bir meşhurmuş. Muhteşem bahçelerde lalelerin aralarına mumlar konur, dans eden mum ışıkları arasındaki bin bir renkli laleler ile akşamsefası yaparlarmış.     AYRICA 75 SANATÇININ HAZIRLADIĞI  LALE SÜSLEMELERİ DE EMİRGAN'A AYRI BİR HAVA KATMIŞ. BUNLARDAN BİRİ DE DERYA BAYKAL'IN HAZIRLADIĞI MAVİ GÜLLERDEN HAZIRLANAN LALE FİGÜRÜ İDİ.. BENİ ÖRGÜYE ALIŞTIRAN PİRİMİZ EFENDİMİZ DERYA BAYKAL'IN HAZIRLADIĞI MAVİ LALENİN ÖNÜNDE RESİM ÇEKTİRMEDEN EDEMEDİM. SAHNEYE ÇIKINCA DA ALKIŞLADIM BOL BOL TABİİ... ÇAĞLA ŞİKEL, ARZUM ONAN, CEMİL İPEKÇİ, SUNAY AKIN, NÜKHET DURU, RESSAMLAR VE TASARIMCILAR 75 ADET LALEYİ SÜSLEMİŞLER. BAYAĞI BİR HAVALI GÖRÜNTÜ OLMUŞ. BU FESTİVAL BOYUNCA BU SÜSLER İSTANBUL'UN DEĞİŞİK MEKANLARINI DA SÜSLEYECEKLERMİŞ...     GEZİ BOYUNCA LALE ŞARKILARIN DA NE HOŞ OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA ANLADIK. YANİ GEZİDEN KALAN BİR HOŞ SEDA İDİ..   Çok geç kal... Devamı

08 01 2008

EVLİLİK NEDİR YAHU?

  Melih Cevdet'e sormuşlar,  "Evlilik nedir" diye.. Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna "evlenmek"denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani  katlarda oturuyorlar,  Bu yüzden artık evlilik "katlanmaktır" demiş."   İşte yeni nişanlanan resimdeki çiftimize de (sevgili arkadaşım Nono'nun kızı)   bu konuda bir katkı olarak bu yazıyı yayınlıyorum.   Resimde kız ve oğlan tarafı bir arada....  Hikayemizdeki gibi çiftimize hayırlı evler düzsünler inşallaaaaah... ... Devamı

11 03 2008

ALTIN GÜNLERİ KALBİ YORUYOR MU?

  ALTIN GÜNLERİ KALBİ YORUYOR DİYE BİR YAZI OKUMUŞTUM. İŞTE YUKARIDA  KALBİMİZİ YORAN BİR ALTIN PARDON PARA GÜNÜNDEN BİR RESİM.. YEDİĞİMİZ İÇTİĞİMİZ ŞEYLER, ÖZELLİKLE ALTIN GÜNLERİNDEKİ BOL YİYECEKLER KADINLARIN KOLESTEROLÜN  ÇIKMASINA, KALBİNİN YORULMASINA SEBEP OLUYORMUŞ... OLSUN YAAAA. NE OLACAK... KALBİM YİYEREK YORULSUN... MİDEM GÖTÜRDÜKÇE, KOCAM GETİRDİKÇE YİYORUUUUM OOOHHHH.. GÜNLERDE DE EV SAHİBESİ YAPTIKÇA YİYORUM SİZE NEEEE... OOOHHH... AMA BİR DAHA Kİ GÜNDEKİ İSMİ LAZIM DEĞİL, GİDECEĞİMİZ  EVSAHİBESİ,  YİYECEK OLAYINI  YAŞIMIZIN KEMALE ERDİĞİNE BAĞLAYARAK, SAĞLIĞIMIZ AÇISINDAN KAHVALTIYLA BİTİRMENİN UYGUNLUĞUNA BAĞLAYARAK, FAZLA BİRŞEY YAPAMAYACAĞINI SÖYLEMESİ,  O GÜNDE YEMEYE ALIŞIK KALBİMDE NE HASARLAR BIRAKACAK BİLEMİYORUM AMA... AÇLIKTAN ÖLECEĞİM KESİN. LAFI ANLAYAN ANLADI... (BURADAN KENDİSİNE İTHAF EDİYOR. ON KENDİNİ BİLİR.)     BU RESMİ TÜM ALTIN GÜNLERİNDE Kİ GÜZEL YİYECEK YAPANLARA HELAL OLSUN DİYEREK BECEREKLİ KADINLARA İTHAF EDİYORUM.   Devamı

12 02 2008

SEVDAYI SEVENE, DOSTLUĞU BİLENE, HAYATI GEZENE SOR.

Evliya Çelebiden kalan seyyahlık ruhumuz depreşerek sömestr tatilini de fırsat bilerek, attık bavulları arabaya,vurduk başımızı yollara...   Bilenler bilir, Evliya Çelebi  rivayete göre rüyasında peygamberimizi görmüş “Şefaat ya Rasullallah” diyecek yerde, dili sürtmüş ve “Seyahat ya Rasullallah” demiş ve Allahın hikmetiyle bu duası kabul olmuş ve de her daim gezmiş..  İşte bizde de bu ruh oluşmuş devamlı gezmek, görmek ve paylaşmak amacıyla, fırsat bulduğumuz her daim yollara  düşüyoruz.. Biri bize kötülük olsun diye “Canın Cehenneme” dese, “Ohhhh! Galiba bize seyahat göründü” bize diye seviniyoruz niyesini bilmeden.  Yediğimiz içtiğimiz  bizim olsun dedik ve son zamanların gözde turizmi olan Kaplıca Turizmini,  biz kış turizmi olarak değiştirerek, 4 yıldır gittiğimiz İnegöl’deki Oylat Kaplıcalarına doğru yola çıktık..   Kaplıcaları eskiden yaşlıların gideceği bir mekan olarak gören ben, yaş kemale erdikçe kış turizmi yerine koydum. Bu konuda da İnegöl’deki Oylat Kaplıcaları sadece kaplıca turizmi olarak değil doğası ile de harika bir diyar olarak sizlere önermeyi de bir borç bildim.   Kaplıca tarihleri hemen hemen her yerde aynı.   Muhakkak zavallı bir kızcağız bu kaplıca bölgelerine konur, kaplıca sularıyla yıkanan kız iyileşir ve kaplıcaların bize kazandırılmasını sağlar. Oylat Kaplıcaları da böyle bir öyküye dayanıyor. Bizans İmparatorluğu zamanında İnegöl Civarı’nı hakim olan Tekfur’un bir kızı vardır. Günün birinde bu kız hastalanır, yatağa düşer. Zamanın hekimleri Tekfur’un kızının derdine çare bulamazlar. ... Devamı

06 05 2007

İL İL LEZZETLER

İL İL LEZZETLER |  görsel 1

  İL İL LEZZETLER İşte Türkiye'nin LEZZET HARİTASI   2 bin 205 çeşitli yöresel yiyecek ve içecekten oluşan zengin bir mutfağa sahip olan Türkiye'nin lezzet haritası yapıldı. İşte il il ilginç 'özel' lezzetler... EKONOMİ SERVİSİ 06 Ocak 2008 Milliyet Ankara Ticaret Odası ile Ankara Patent Bürosu, Türkiye'nin lezzet haritasını çıkardı. 81 ili kapsayan haritaya göre, Türkiye, 2 bin 205 çeşit yöresel yiyecek ve içecekten oluşan zengin mutfağıyla lezzetli bir ülke.     Hazırlanan lezzet haritasına göre illerin seçilmiş bazı yiyecekleri şöyle:  Adana: Adana kebabı, şalgam suyu, süllüm. Adıyaman: Basalla, yapıştırma, hıtap. Afyonkarahisar: Sakala çarpan çorba, zürbiye, sırtsırta. Ağrı: Abdigör köftesi, gösteberg et, selekeli (saç kavurma). Aksaray: Soğanlama, bamya çorbası, çiğleme. Amasya: Kesme ibik çorbası, unutma beni, eli böğründe. Ankara: Calla, bici, öllüğün körü, saçkıran. Antalya: Arap kadayıfı, karpuz kabuğu reçeli, bergamut reçeli. Ardahan: Evelik aşı, pişi, kuymak (mıhlama). Artvin: Hınkal, çergebaz, gendima. Aydın: Kulak çorbası, pelvize tatlısı, paşa böreği.  Balıkesir: Saçaklı mantı, mafiş tatlısı, börülce ekşilemesi. Bartın: Pumpum çorbası, yumurtalı isbut, kabak burması. Batman: Bumbar, Şam börek, perde pilavı. Bayburt: Tatlı çorba, galaçoş, ekşi lahana. Bilecik: Keklik kebabı, piruhi, samsı. Bingöl: Dut pekmezi. Bitlis: Büryan kebabı, şekalok, çorti köftesi. Bolu: Kedi batmaz, kaldırık dolması, kaşık sapı. Burdur: Testi kebabı, kabak helvası, Burdur muhallebisi. Bursa: Ekşili baş çorbası, etli *****a, İne... Devamı

17 07 2007

1 GÜNDE İSTANBUL

  İSTANBUL'U BİR GÜNDE   GEZEBİLMEK İÇİN ÖNERİ “İstanbul’un diğer şehirlerden ayrı taraflarını görmesi lazım. Evvela Sultanahmet Meydanı’na gelmesi lazım. Hem Ayasofya başta olmak üzere Bizantik dönem eserlerini görebilir, hem de Sultanahmet Camii’ni, taşları, Hipodrom Meydanı’nı… Çinili Köşk’ü görmesi şart, Arkeoloji Müzesi’ni de… Buralar görüldükten sonra muhakkak geleceği yer, Topkapı Sarayı. Eğer gerçekten meraklı biriyse, Topkapı Sarayı’nın yakınında Büyük Bizans Sarayı’nın mozaiklerini görebilir. Buraların gezilmesi öğlene kadar bitmelidir. Hattâ 10 dakikalık bir tur ile Yerebatan Sarnıcı da haritaya eklenebilir.” Bu öneriyi yapan şu anda bir çırpıda okuduğum “İstanbul’da Yaşama Sanatı”nın yazarı Haluk Dursun. İstanbul’u görmek için ömrünün sadece bir gününü verebilen bahtsızı işte böyle teselli ediyor. Geliyoruz bir günün öğleden sonrasına: “Eğer gezen kişi Müslüman’sa Eyüp Sultan’a gönderirim. Haliç ve Eyüp Sultan gezisi yaptırarak tarihi bölgeyi bir güne ancak böyle sığdırabilirim. Eğer yabancı ise Eyüp’e değil Boğaziçi’ne gönderirim. Boğaz’ı, yalıları, o bölgeyi gezmeli.” Anlıyoruz ki İstanbul'u görmek için eski İstanbul'u görmek şart. Eyüp Sultan Camii ise yine Musluman gezgin için İstanbul'un en önemli mekanlarından. Sahi, neden Süleymaniye değilde Eyüp Sultan? Neden bir günlük listenin içinden Koca Sinan'ın muhteşem eseri yok. "Çünkü Eyüp Sultan'ın İstanbul için önemi daha b&uum... Devamı

11 05 2007

ALAMANYA ALAMANYA DEDİK, GİTTİK GELDİK.

SEVGİLİ DOSTLARIM İŞTE GELDİM, BURADAYIM. FRANSA'NIN STRASBOURG KENTİ, ALMANYA'NIN FRANFURT VE BERLİN KENTLERİNE  15 GÜNLÜK GEZİ TURLARI YAPTIK.. MEMLEKETİMİZ GİBİSİ YOK DİYECEKTİM AMA ÖYLE TEMİZ, ÖYLE YAĞMURLU, KARADENİZDEN DAHA YEŞİL BİR MEMLEKETMİŞ Mİ MEĞERSEM ALMANYA... HAYRAN KALMADIM DESEM YALAN OLUR. OTOBAN KENARLARI BİR ORMAN. BİZİM DOLMABAHÇE'NİN AĞAÇLI YOLUNA HAYRANDIM.  TURİSTLER BURALARI GÖRMELİ DERDİM.  MEĞERSE ORALARININ TÜM YOLLARI ORMANMIŞ...  İSTER GÖRMEMİŞLİKTEN, İSTER BİLMEMİŞLİKTEN DEYİN NE DERSENİZ DEYİN HAYRAN OLDUM YOLLARINA, TOPLU TAŞIMASINA VE TRAFİK KURALARINA... İSTANBUL'DA ÇEKTİĞİMİZ SIKINTILAR TOPLU TAŞIMAYLA İLGİLİ DİYEMİDİR NEDİR TOPLU TAŞIMALARI BİNMEK GEZMEKTEN DAHA İLGİNÇ GELDİ.. VE DE ÖZELLİKLE KÖYLERİNE.... KÖY DEYİP GEÇEYİM DEDİM AMA GEÇEMEDİM. BİZİM SAYFİYE YERLERİMİZDEKİ EVLER ORADA KÖY EVİ OLMUŞ... BOL ANILI YAZILARIM İÇİN BENİ BEKLEYİN ANACIM BYE ... Devamı

01 07 2007

İSTANBUL KÜLTÜR GEZİLERİ

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KÜLTÜR A.Ş. TARAFINDAN DÜZENLENEN KÜLTÜR GEZİLERİ   İstanbul'luyuz diyoruz ama, İstanbul'un Kültür Değerlerinin ne kadarını tanıyabiliyoruz.   İşte size bu imkanı sunuyorum.     İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından düzenlenen “İstanbul Kültür Gezileri” ne katılın derim. Kültür tarihçisi Dursun Gürlek ve Süleyman Zeki Bağlan'ın katılımıyla gerçekleşen geziler, Sultanahmet, Fatih, Galata, Süleymaniye, Eyüp, Üsküdar ve Yıldız'da yapılıyor. İstanbul’un kültürel mekânlarını tanıtan gezilerle kültürel değerlerin farkına varılması  ve duyarlılık oluşturulması hedefleniyormuş. Ağustos ve eylül aylarında devam edecek geziler; perşembe, cumartesi ve pazar günleri düzenleniyor. Meraklısına kayıtlar nereden diye sorabilirsiniz. www.kultursanat.org adlı internet sitesinden yaptırılabilir. Bu gezileri düzenleyenlerin ellerine sağlık, gezi boyunca bize hizmet veren genç arkadaşların ellerine sağlık, anlatanların dillerine sağlık, gezenlerin ayaklarına sağlık.  Teşekkürler Kültür A.Ş.   SULTANAHMET GEZİSİ   FATİH GEZİSİ FATİH GEZİSİ YILDIZ GEZİSİ YILDIZ SARAYI TAVAN SÜSLEMESİ SULTANAHMET GEZİSİ DİNLENME MOLASINDA SULTANAHMET CAMİİ YILDIZ SARAYI ... Devamı

09 07 2007

BÜYÜKLERE MASALLAR MUTLULUK NEREDE

MUTLULUK NEREDE? İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş... Hep şikayetçi hep bıkkınmış... Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler.     " Saklayalım, zor bulsunlar. Zor buldukları için belki kıymetini bilirler " diyerek  başlamışlar tartışmaya. Sorun büyükmüş.   Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü.   Kimisi;    " Everest'in tepesine saklayalım " demiş,   Kimisi;    " Atlas Okyanusu'nun dibine" demiş.    "Tac Mahal'in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası, bir hastanenin yeni doğan odası,dondurma külahı, şarap şişesi,sigara paketi, lale bahçesi... "     Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş...       Derken meleklerden biri "İÇLERİNE SAKLAYALIM " demiş.    " Kimsenin aklına gelmez içine bakmak"     İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış... Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor. Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü... Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk. Ne başkasının ekmeğinde, ne başkasının evinde, ne de başka bir şeyde...... Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun.  (Yazıyı daha önce bir yerde okumuştum. Sizinle paylaşmak için  http://www.denizce.com sitesinden aldım. Ayrıca bu sitenin haftalık adı altında yazıları var bayağı hoşuma gitti.. Siteyi herkese tavsiye ediyorum.) ... Devamı

09 07 2007

İKİ SIFIR SIFIR YEDİ DUASI

  İKİ SIFIR SIFIR YEDİ DUASI     İİki sıfır sıfır altılı zamanlara, bu hafta veda ediyorum.Bir takvime göre, uzun görünen kısa birşeyin başlangıcı yakın.Madem öyle, ben de güzel dileklerde bulunurum. Adını "iki sıfır sıfır yedi duası" koyuyorum. Senin için.           Şöyle başlıyor: Bu yeni zamanda... şöyle devam ediyor: Sevdiğim kim varsa, kendim de dahil, sevebileceğim herkes de dahil...       Sağlığı iyi olsun.   Kalbi ritmini çalsın. Yanakları kiraz pembesi, dudakları bal olsun. Teni sıcak kalsın, enerjisi dışına taşsın. Ciğerlerinden nefes, midesinden gurultu, bacaklarından güç eksik olmasın.     Kanı bol olsun, damarlarında dönüp dönüp dolaşsın.     Sevdikleriyle birarada olsun. Kolu kollarına değsin, gözü gözlerinin içine baksın. Lafları birbiriyle başlasın. Nesi varsa, bölüşücek biri olsun; nesi yoksa, bulup getiricek biri olsun. Bu birileri az ama öz olsun. Bazıları dünyada tek olsun. Sevgisinin tamamını harcasın. Harcasın ki, ona büyük bir miras kalsın.     Sevmekten bıkıp usanmayacağı biri olsun. Onun yeri ayrı olsun. Onu soysun, başucuna koysun ama yalan uydurmasın. O herşeyine, her haline tek tanık olsun. Bir hareketiyle güldüren, bir hareketiyle ağlatan olsun. Duyguların hepsi onda olsun. Kalbi buna teslim olsun. Bütün şarkılar onu anlatsın. Aşık olsun, sırılsıklam olsun. Kurumasın. &nbs... Devamı

27 06 2007

İSTANBUL'DA YAŞAYALIM MI SANATI OLUŞTURALIM HADİ...

İSTANBUL’DA YAŞAMA SANATI...   HALUK DURSUN’UN BU KİTABINI HERKESE MUHAKKAK ÖNERİYORUM.   KENDİNİ NASIL TANITIYOR BİLİYOR MUSUNUZ KİTABININ BAŞINDA..  ÇOK HOŞUMA GİTTİ..   “İSTANBUL’DA DOĞMADIM, AMA İSTANBULLU OLDUM. İSTANBUL’DA YAŞAYIP DA BİR TÜRLÜ İSTANBULLU OLAMAYANLARA, BİR TÜRLÜ İSTANBUL’U YAŞAYAMAYANLARA HEP ACIDIM, ONLARI HİÇ ANLAYAMADIM”   GERÇEKTEN DE BAZI ZAMANLAR ACABA İSTANBUL’LU OLABİLDİK Mİ DİYE HEP DÜŞÜNÜRÜM..   HALUK DURSUN KİTABININ BİR YERİNDE DER Kİ..   “İSTANBUL ERGUVANLARININ, MİMOZALARININ ACIP AÇMADIĞINI İZLEMEK, KASIM SAKALARININ GELİP GELMEDİĞİNİ, BÜLBÜLLERİN ÖTÜP ETMEDİĞİNİ GÖZLEMEK, BOĞAZDA LÜFER AVINA, MEHTABA ÇIKMAK, BİR ESKİ İSTANBUL TADINI YAKALAMAK İÇİN KÖŞE BUCAK DOLAŞMAK,  BİR ESKİ İSTANBUL EFENDİSİNİN SOHBETİNE KOŞMAK, İSTANBUL’UN ANIT AĞAÇLARININ ÖLÇÜSÜNÜ ALMAK,  HALİÇTEKİ SON KAYIKÇIYI, SON BULGAR SÜTÇÜYÜ, SON İSTANBUL BOSTANLARINDA NE EKİLDİĞİNİ TAKİP ETMEK,  İSTANBUL SULARINI TATMAK, İSTANBUL’DA GÜZEL SESLİ BİR MÜEZZİNİN EZANINA KULAK VERMEK, RAMAZANDA BİR HAFIZ EFENDİNİN İSTANBUL USÜLÜ OKUDUĞU KURAN-I KERİM TİLAVETİNİ DİNLEMEK GİBİ  İSTANBUL’DA YAŞAMA SANATININ BÜTÜN GEREKLİLİĞİNİ YERİNE GETİRMEK”   NE GÜZEL BİR YORUM.. BEN SİZLERDEN YANİ,  YANİ AZİZ İSTANBUL’LULARDAN BU KADAR DA ŞEY BEKLEMİYORUM... ÇÜNKÜ BU BİRAZ ZEVK MESELESİ.... HAYAT GAİLESİ İÇİNDE BUNLARI KUSURA BAKMAYIN YAPAMIYORUM DA DİYEBİLİRSİNİZ.  SİZ BUNLARI YAPAMIYOR OLABİLİRSİNİZ AMA BEN İSTANBU... Devamı

23 05 2007

SOKRATES SAVUNUYOR

BU HAFTA ÇOK YOĞUNDUM. GEREK KENDİ ÖRGÜ ÇALIŞMALARIM   (http://selamhayata.blogcu.com sitemdeki cd çantalarım,  dün canlı yayında yaptığım bir çantada örnek gösterilerek Derya Baykal'da bahsedildi.. Kimsesiz Çocuklara yararına yapacağım bu  çalışmaları örgü  sitemde yazacağım.)   GEREKSE OĞLUMUN OYUNLARIYLA YOĞUN BİR HAFTA GEÇİRDİM... OĞLUMUN  9 YAŞINDAN BERİ OYNADIĞI TİYATRO ÇALIŞMALARINA DÜN BİR YENİSİNİ DAHA EKLENDİ... LİSELERARASI TİYATRO FESTİVALİNDE "SOKRATES SAVUNUYOR" ADLI OYUNU İLE  EN İYİ İKİNCİ OYUN, KENDİSİ DE EN ÖVGÜYE DEĞER ERKEK OYUNCU SEÇİLDİ... BU OYUNUN BİR  HAFTALIK BİR OYUN DÜZENİ VAR İDİ... İKİ TANESİ MECİDİYEKÖY PROFİLO GÖSTERİ MERKEZİNDE OYNANDI... SON ÜÇ TANESİ İSE, 25 MAYIS 2007 CUMA GÜNÜ SAAT 13,00'DE KADIKÖY SAİNT JOSEPH'DE,  27 MAYIS 2007 PAZAR GÜNÜ SAAT 13,00 ÜMRANİYE EYÜPOĞLU KOLEJİNDE, 12 HAZİRAN 2007'DE İSE  ŞİŞLİ SAİNT MİCHAEL TİYATRO SALONUNDA OYNAYACAK. MERAKLISINA DUYURULUR... OĞLUM'UN ROL ŞANSI NEDENSE HEP KLASİK'LERDEN. 9-10 YAŞLARINDA HAMLET'İ OYNAMIŞTI.. ŞİMDİ DE SOKRATES'İ...   OĞLUM BİRGÜN DE BİZDEN AHMET, MEHMET'İ OYNA DİYORUM AMA... HEYHAT KADER ONU ESKİ TARİHLERLE TEKERRÜR ETTİRİYOR.. İŞTE ONU TİYATROCU YETİŞTİRDİM. KIZIM 3 YAŞINDA PEK BİR OYNAK.. ONU DA ANADOLU ATEŞİNE KOYARIM ARTIK.. BENDEN BU KADAR ... Devamı

27 04 2007

ANNE KİMDİR? SİZİNDE ANNENİZ BÖYLE Mİ?

  (AŞAĞIDAKİ YAZI BANA MAİL GELDİ.. GERÇİ KENDİNDEN BİRŞEY KATMADAN KOPYALA/YAPIŞTIR MANTIĞIYLA YAPILMIŞ, FAZLA EMEK HARCANMAYAN ŞEYLERİ SEVMESEMDE... PAYLAŞIM ADINA SİZE BU YAZIYI SUNUYORUM. ARKADAŞIM AYNUR AKTAŞ'A TEŞEKKÜRLER YAZIYI BENİMLE PAYLAŞTIĞI İÇİN. YAZIMIN KONUSUNA UYGUN OLSUN DİYE BİR BEBEK YAPIŞTIRDIM. O DA ABLAM VE KIZIM. BİR ANNE KADAR EMEĞİ GEÇMİŞ ÇOCUKLARIMDA... ANNEANNESİ VE TEYZESİNİN DESTEĞİYLE BÜYÜDÜ ÇOCUKLARIM. O ZAMAN SORUYORUM ANNE KİMDİR DİYE...) ANNE KİMDİR? Bir erkek çocuğun kaleminden çıkmış  bu kadar olur yani, tam tarif !!!       ANNE, dünyada karşılık  beklemeden börek yapan tek  insandır. Karşılıksız sevginin ete kemiğe  bürünmüş halidir! Ne kadar üzsen de 10 Dakika sonra seni affeden zarif   bir memeli türüdür, yağlı bile olsa tiksinmeden saçını okşayan, kucağına  yatıran,  öpüp koklayan tek varlıktır, meleğin süt verebilenidir.    Yarasın diye muhallebinin içine ciğer katarak  çocuğuna yediren manyaklık derecesinde yaratıcıdır.     Yemek yemeyen çocuğun dikkatini çekmek için elindeki tencere ve tavalarla maymunluk yapabilen kişidir, kafayı çocuklarıyla bozmuş, göbek bağı kopsa da yürek bağı asla kopmayan, sevgi dolu fedakâr insan dişisidir, bulaşık, ütü, vb yaparken bile otomatik olarak çene çalan, kendi kendine konuşan, kadın dırdırı denen mereti erkeklere daha küçükten belletendir.     Yemek uzmanı, düzen  insanı, bilgili, kültürlü  her şeyi bilen şahsiyettir,  yavrularını yol tarafından değil, kaldırım  tarafından yür&... Devamı

16 04 2007

TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR.

TÜRKÇE YAZAN TABELALAR İSTEMEK GERİ KAFALILIK MI? Zaman zaman herkesin yaptığı iştir. Otobüste giderken mağazaların üzerindeki tabelalara göz gezdirmek. Geçenlerde Aksaray'dan metroya bindim. Laleli'den Eminönü'ne kadar tüm mağaza tabelaları, lokantalar İngilizce ve Rusça yazılmış. Tamam bir lisan bir insan ama, bu kadarı da fazla.. Turistleri devamlı gözümde büyütürdüm. Ne akıllı adamlar diye.. Her yerleri çabucacık bulabiliyorlar diye.. Yurtdışına çıktığımda onların hiçte o kadar büyütülecek bir durumları olmadığını gördüm. Meğer bizim tatil yörelerimizdeki garsonlarımız, şoförlerimiz ne kadar akıllı insanlarmış. Asıl turistler değil, çatpat'ta olsa her turistin derdini anlayan akıllı bir milletimiz varmış ve onlara herşeyi sunmuşlar. Turist ülkemizdeki neredeyse tümü İngilizce olan tabelaları okuyormuş da, ondan  rahat rahat dolaşabiliyormuş ülkemizde. Çünkü yurtdışında değil türkçe tabela asmak, garsondan ingilizce bir şey iste, seni hiç tınmıyor bile.. Akıllı sandığım turistlerin neden herşeyi iyi anladıklarını okuduğum bir yazıyla sizi daha da açık izah edeceğim. Bundan neden şikayetçisin, ne güzel işte, "Gelişen Türkiye" diyebilirsiniz. Tabii ki şikayetçi değilim. Kendimizi parçalasakta Türkiye Türklerindir diye.. Evet Türklerindir ama tabelalarımız, marketlerimiz, yiyeceklerimiz. Onlarda mı Türklerin.... İşte kimin yazdığını bilmediğim o güzel yazı..   "Vatandaş Osman; Acı ama gerçek... Vatandaş "Türk Osman" Osman Bey, sabah saat 7.00'de Casio masa saatinin alarmıyla gözlerini açtı. Puffy yorganını kaldırdı. Hugo Boss pijamalarını çıkarıp Adidas terliklerini giydi... Devamı

07 05 2008

KIZIM ILGIN'A

I  L  G  I  N      B  E  B  E  K Hayatıma girdiğinde benim için ikinci bahardı.. Çünkü onun hayatıma girişiyle emekli olmaya karar vermiştim. İlk eve geldiğinde, yüzüne baktığımda, birden sözlerini bile çok iyi bilmediğim bu şarkıyı mırıldanmaya başladım.. O da sanki sesimden etkileniyordu ki birden susuyordu..(Birde sesimi inceltip  öyle bir melonkolik hava veriyordum ki şarkı söyleme yarışmalarındaki jüriler bile 10 puan verebilirdi. Annelik duygusunun çıkardığı ses işte. Bebek ya anlamıyordu. Büyüyünce o konuda hayal kırıklığına uğrayacağını bile bile her akşam dinlettim bu şarkıyı kendi sesimden)  Şarkının her sözü sanki bir bebeğin hayata gelişini anlatıyordu.. Candan Erçetin’in “Hoş geldin Bebek” şarkısı.. İşte o şarkının  bana kattığı anlamı size satır satır işleyeceğim.   Biliyorum, Sen bir meleksin, Bana yardım için gönderildin.(Evet, 40 yaş bebeği olduğu için yaşlılığımda yardımcı olacak inşallah. Ev işlerini yaptırıp, komşulara kahve yaparken bende örgülerimi daha da geliştiriceğim.) Biliyorum, Sen bir meleksin, Zor günlerimde çıkageldin (Evet. Emeklilik hayatı mı o ne demek.. Kendimi daha zinde hissetmeme sebep oldu. İlk çocuğumda fazla tadamadığım duyguları tattırdı.) Yüzümü güldürdün, Başımı döndürdün, Acımı dindirdin,Yolumdan çevirdin. (Evet, emekli olup dükkan açacaktım, onu yapacaktım, bunu yapacaktım, yolumdan çevirdiği doğru) Eğlendirdin,Sakinleştirdin,Ehlileştirdin,Ve daha bir sürü şey (Eveeeet, hepimizi çok eğlendiriyor, sakinleştiriyor mu haaayııır. Bazen abisini çok arıyoruz. Çünkü o çalışan annenin ç... Devamı

02 04 2007

HALİÇ VE ŞİİR

Haliç ve Şiir adlı Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş'nin düzenlediği geziye katıldım. Sn. Prof.Dr. İskender Pala'nın muhteşem anlatımı, müzik ve slaytlar,  son yıllardaki ünü kötüye çıkan Haliç'i bana bir kat daha sevdirdi.   Gezi boyunca etrafa bakmayıp sadece hocayı dinlediğimde onun anlatımıyla farklı bir Haliç tasarlıyordum zihnimde. Onun anlattığı yıllardaki Haliç'i.. Özellikle motivasyon niteliğinde olan ilk konuşması beni daha da hayallere daldırdı... Bu geziyi o yıllarda Bostancıbaşı yaparmış ve de sadece sultanlara... Kendimi 1 günlük Sultan zannederek ve sadece hocamızın anlattığını hayallerimle süsleyerek, Kağıthane 'de oturan biri olarakta aslında Sadabad'ın sultanı sayılabileceğimi hayal ederek geziyi tamamladım. Size komik gelebilir ama hocanın anlattığı o büyülü anlatımından gözlerimi ayırıpta tekneden dışarı baktığımda ise kaybolan İstanbul'u, kaybolan Haliç'i gördüm. Üzüldüm. Neden tarihi yok ediyoruz diye.. İtalya turuna katıldığımda oradaki tarihin yok olmadığını ve  Ortaçağ'dan kalma evleri insanlar aslına uygun olarak dizayn edipte oturduklarını görünce içim acımıştı. Bizde niye böyle değil diye.. Düşünün eskinin Tarlabaşı hiç restore bile edilmeden, korunmadan da nasıl harap edilmiş, insanlar onarmadan daha da beter ederek bir tarihi yok etmişler.  Haliç kıyıları, Kağıthane'nin Sadabad'ı.  Bir de Sayın İskender beyin anlattıklarıyla içim bir daha acıdı. Ne olurdu yani. Biz Sadabat'ta oturan biri olarak o tarihin içinde yaşantımıza devam etseydik. Bozmasaydık geliştirseydik. İşte İskender hoca beni gezinin başında sultan olarak hissettirdi ama gerçek yaşama geldiğimizde hüzünlendirdi.. Ayrıca... Devamı

12 10 2008

KELE BACIM HELE GEL DE İKİ ÇİRTİK HANEK EDEK

KELE BACIM HELE GEL DE İKİ ÇIRTIK HANEK EDEK Her ne kadar İstanbul'da doğup büyüsekte, babamızın bile küçüklüğü İstanbul'da geçse de baba tarafından Antepli olmak bu şehre beni çekmiştir. Nereye gitsem  ANTEPLİ'nin konuşmasını hemen tanırım. Antepe gitmişliğimde çok az olsa bile akraba ilişkilerimiz kuvvetli olduğundan ve de halalarımı çok sevdiğimden onların özlü sözleri de bir tarih gibi içime işler. Babamın özlü sözleri, halalarımın özlü atasözlerini,  günlük hayatlarına işlemeleri kitap gibidir. La yorum diye başlayan erkek konuşmaları, kele bacım gel iki hanek edek diye başlayan kadın konuşmaları hep cazip gelmiştir bana. Özellikle "Yabancı Damat" dizisini de seyretmişliğim bundandır.   la yorum SIZDE ANTEPLIMISINIZ etdiginiz hanekleree bakinn IKI HANEK DIYIP HÖSÜSINIZ.. AGAMMM olmyy eyleeee YAZISANIZ ANTEPLILERE UYGUNN iki hanekk EDINNN yoksaam ANTEP SIVRESINI MESGUL ETMEYINNNN... dediklerini duyar gibi oluyorum şimdi Tüm Anteplilerin. Yemeği ve şivesi meşhur Antep. Gazi kenti..    Annem bile Antepli olmamasına rağmen;      r Antep yemekleri yapmasının ustalığıyla tanınır.   Bu haftanın yazısını iki antep şivesi, bir antep yemeği ile süsleyeceğim. Leblebi koyduk tasa,doldurduk basa basa antep gizlari cok guzel,biraz boyları KISA yaaaaaaaa yaaaaa yaaaaaaaaaaaaa yaaaaaaaa Liliiiiiiliiiiiiiiiiiiiil  liiiiiiii ( bu da antep zılgıtı işte.) Antep'i bilen bu yaaaa nakaratının sesini iyi bilir.   BEGH ANAM KELEEE NAAN ÖYYLE DIYONGUNUZ (ANAM NEDEN OYLE DIYORSUNUZ)   Bu da anteplinin başkalarına içerleyişidir. Elini ağzına kapatıp da bir Beeeeh deyişi vardır ki bunu en güzel sevgili halacığım yapar. Eğer bu yazıy... Devamı

14 03 2007

EVLİLİKTE DENGİ DENGİNE OLABİLMEK.

Peygamber tarafından adalet dağıtmakla görevli Hz.Ömer işinden öğle yemeğine evine giderken yolundaki çeşmede su dolduran genç kızdan içmek için su ister.   Çirkin, aksi, huysuz, suratsız kız tasa doldurduğu suyu, söylenerek Hz Ömer’e verir.Suyu için Hz. Ömer kalbinden;   -ALLAH sana çok iyi, çok düzgün, dürüst namuslu bir koca versin” diye dua eder.   Evden yemekten dönüşte aynı çeşmede su dolduran çok güzel, kibar, iyi huylu, bir kıza rastlar ve içmek için su ister.   Güzel kız büyük bir özveri ile tası doldurur gülümseyerek verir. Hz.Ömer suyu içtikten sonra da afiyet olsun der, giderken de güle güle der ama Hz. Ömer kalbinden;   -ALLAH sana çirkin, huysuz, aksi bir koca versin” diye dua eder.   İçinden ettiği bu duayı ermiş bir ahbabına anlatır. Ahbabı da şaşırarak der ki;    -Ya Ömer, iyi, güzele çirkin koca dedin, kötü ve çirkine de iyi koca dedin. Neden ola ki bu adaletsizlik. Sen ki adalet dağıtırsın.     Hz. Ömer cevap verir.   -Kötü olana Allah iyi koca versin ki onu idare etsin, iyi olanda kötü kocayı idare eder. Nasıl olsa bir iyi bir kötüyü sürükler denge temin eder. Evlilikte 40 yılda bir dengi dengini  bulur insan. Her şeyde bir denge olması lazım olmazsa yürümezmiş. Allah insana çirkin şansı versin lafı da bundan ileri geliyor herhalde. Allah bile bir alime bir zalim, bir zalime bir alim yazarmış. Ben bu yazıyı okuduğumda Eşime işte bizim evlilikte iyi olan benim derim, o da hayır iyi olan benim der. Ama ben 40 yılda bir olan dengi dengine lafını daha... Devamı

10 03 2007

ADNAN MENDERES VE VATAN CADDESİ

VATAN CADDESİ Son günlerde "Hatırla Sevgili" diye yayınlanan diziyle Adnan Menderes ile ilgili yazıları okuma ihtiyacını hissettim. Geçenlerde Belediyenin çukurunda ölen küçük Dilara olayından sonra bu adamı haksız yere mi asmıştık diye düşündüm. Aşağıda Adnan Menderes'in Vatan Caddesi İnşaatıyla ilgili bir çalışmasını size aktaracağım. Acaba şimdilerde hangi Belediye Başkanı bu hareketi yapıyor. Kör ölür badem gözlü olur belki, onunda hataları var mıydı bilemem, çünkü o yılları yaşamadım. Ama okuduklarım bu kişiye karşı içimde derin acılar oluşturdu. O yıllarda İstanbul'un büyük yolları olan Vatan ve Millet Caddeleri ile Sirkeci'den Florya'ya giden Sahil yolu Kadri Veziroğlu İnşaat Şirketi tarafından yapılmış. Özellikle Bu şirketin sahiplerinden birinin yazısında şöyle diyordu.  "Kardeşim inşaatlarını kontrol sırasında Menderes'le karşılaşmış ve Menderes ona demiş  ki; "Bunu üç ayda bitireceksin" demiş. Vatan caddesine hava meydanı pisti gibi beton döküyorduk. Zaten orası harp zamanı uçak inmesi için geniş yapılmıştı. (Şimdilerde araba geçisine bile yetmiyor. İleriyi görmek bu demek herhalde) Menderes sabah 5-5,30'da gelir ve beton ustasına, "Kaç metre beton döktün dün? Bugün kaç metre ilave edeceksin" diye sorarmış. Çok çalıştığı için altın saat hediye etmişti ustaya" Yani ustaların çalışmalarını onurlandırarak iyi bir iş çıkarmalarını sağlamış. Bu yazıyı okuyunca, birde son zamanda lögar kapağı açık olan belediye inşaatında küçücük bir yavrunun öldüğünü okuyunca bu adama haksızlık mı edildi diye düşündüm. Özellikle bu kaza olayından sonra bir de belediye ya da firmanın avukatı hangisi bilmiyorum çıkıpta, her yayanın başına bekçi mi koymalıydık diye garip bir savunma yaptı ya.. Yazık olmuş Menderes sana.  ... Devamı

05 06 2006

YENİ BİR MODEL

  YEPYENİ BİR MODEL. ARKADAŞIM ÇİĞDEM'İN 25 YILDIR SAKLADIĞI BİR ÖRNEK.  ŞİMDİLERDE ONU YENİ BİR ŞAL OLARAK DİZAYN EDECEK. YAKINDA YENİ HALİYLE SİZLERE GÖSTEREBİLECEĞİM. KENDİSİNİN DİĞER ESERLERİ KATEGORİLERİMDE YETENEKLİ ARKADAŞLARIMDA YAYINLANIYOR. VE ÖNEMLİ BİR DUYURU  ARTIK KENDİSİ ESERLERİYLE  SİZLERİNİN ARASINDA OLACAK. SİTESİNİN ADI. http:/sandigimdaguloya.blogcu.com Devamı

27 06 2006

HEY DOST

Yine http://aylinkircali@blogcu.com alınmış. Anlamı derin olan bir şiir.   HEY DOST; Selam yolluyorum sana çok uzaklardan, Birde yumuşacık bir dokunuş sahil kenarından, Dostluğun sıcaklığını, arkadaşlığın samimiyetini andıran Ilık bir esintiyle misk kokusu gönderiyorum Sadece senin anladığından,   HEY DOST; Selam yolluyorum sana çok uzaklardan, Bir güvercin kanadına bindirip birazda sevgi gönderiyorum. Gel diyorum gel, ancak geldiğinde vereceğim bütün sevgimi. Gözlerinin içine baka baka, Saçlarının okşayarak anlatacağım hasretimi.   HEY DOST; Selam yolluyorum sana çok uzaklardan Yüreğimde kırılmadan duran son dalımı Ve üzerindeki tek yaprağımı da sana veriyorum Bende kalmasın hiçbir şey Sadece sen gel diyorum   HEY DOST; Selam yolluyorum sana çok uzaklardan Birkaç güzel söz ekliyorum selamıma gönlümden geçen Çünkü bir tek sen anlarsın bu mısraları okuduğunda Söylenmemiş sözlerin ne olduğunu, Gece ayak parmaklarıma kadar inmişken, susuzluktan kavrulduğumu   HEY DOST; Selam yolluyorum sana çok uzaklardan Uçsuz bucaksız yollar olduğunu biliyorum aramızda Yada dursuz duraksız mesafeler Ama söz geçirebiliyorsan ayaklarına Durma gel arkadaş sıcaklığına   KIRCALI... Devamı

01 03 2007

ERKEKLER AĞLAMAZ

  Lütfen sonuna kadar okuyun çok güzel bir yazı...:))))) Yusuf Hayaloğlu'nun bir yazısı. Arkadaşlarım göndermiş. Hoşuma gitti. Sizinle paylaşayım.     "Erkekler ağlamaz.'' ''Erkekler korkmaz.'' ''Erkekler karı gibi gülmez.''    Derken ortalık dul kadından geçilmiyor. Zira zavallı erkekler genç yasta Hakk'ın rahmetine kavuşuyorlar.    Siz hiç kapı komşusuna sabah kahvesine gidip karısını çekiştiren erkek gördünüz mü?  Fare görünce bağıran?  ''Bu ara sinirlerim zayıf'' deyip habire ağlayan?      Oysa onlar da kadınlarla aynı duygulara sahip olarak geliyorlar dünyaya.    Lakin daha ilk gün ayaklarina mavi patik giydirmek suretiyle ''Ağır ol bakalım!'' diyoruz.  ''Ne alákasi var mavi patikle?'' demeyin. Mavi soğuk ve ciddi bir renktir. Kime isterseniz sorun. Ve katiyen tesadüf değildir o patiklerin rengi.  Düşünülmüş, taşınılmış, seçilmistir.  Ayağa giydirildiği anda kulağa şunlar fısıldanmış demektir:  Sen erkeksin. Erkek olmanın gerekleri vardır. Ömrünün sonuna kadar bunları yerine getirmekle yükümlüsün. Ömrünün süresi ise çatlama kat sayına bağlı.  İçine ata ata ne kadar yaşayabilirsen artık. Bize sorarsan pek uzun süreceği kanaatinde değiliz.    Dikkat edeceğin husus, en dramatik hallerde bile mavi patikli olduğunu unutmamandır. ... Devamı

27 02 2007

EMİNÖNÜ YÜRÜYÜŞ PLATFORMU

  BU HAFTA SONU TURİZM FUARINDA "EMİNÖNÜ YÜRÜYÜŞ GÜZERGAHI DİYE BİR BROŞÜR ALDIM. ZATEN BİZİM DEVAMLI GEZDİĞİMİZ BİR PLATFORMDU... GÜZEL GÜNEŞLİ BİR HAFTASONU İÇİN, BİRAZDA ALIŞVERİŞ SEVİYORSANIZ SİZE ÖNERİRİM.   Eminönü sivil toplum kuruluşları tarafından, Istanbullu'ların ve Istanbulseverlerin tarihi yarımadayı tanıması, bilmesi ve benimsemesi amacıyla geliştirdiği TARİHİ YARIMADA ''EMİNÖNÜ YÜRÜYÜS GÜZERGAHLARI'' projesi uygulamaya geçirilmiştir. Haritanın büyük hali için tıklayınız Eminönü'nün iyice tanınması, hem tarihi mirasın daha iyi algılanması ve daha geniş kitlelere mal olmasına, hem de ilçemizin oluşturduğu katma değerin bir cinsi olan "turizmde yerli katılım"in önemine dikkat çekilmesine yol açacaktır. Eminönü'nün iyice tanınması, ayrıca ilçemizin bu güne kadar ihmal edilmişliğinin giderilmesine de çözüm olmaktadır. ''EMİNÖNÜ YÜRÜYÜŞ GÜZERGAHLARI'' Projesi iki ana ögeden oluşmaktadır. Birincisi, güzergahların belirlenebilmesi için sokak ve işaretleme levhalarının hazırlanması ile montajıdır. Bu iş, Eminönü Belediyesi tarafından yerine getirilmektedir. İkincisi, ilk dört güzergahın, Murat Belge ve Can Belge'nin kaleminden anlatıldığı ve bir harita ile görselleştirildiği "Broşür"dür. Bu broş&uum... Devamı

21 06 2006

ÜÇ ARKADAŞ

BU ŞİİR BLOGCU ARKADAŞLARDAN SAYIN AYLİN KIRCALININ SİTESİNDEN ALINMIŞTIR. BENDE HOŞ BİR ANLAMI OLAN ŞİİRİ SİZLERLE PAYLAŞIYORUM. (Kaynak: http://aylinkırcali.blogcu.com)   ÜÇ ARKADAŞ   Biz üç arkadaştık; Sevgilerin en büyüğünü yaşayan Zamana aldırmayan Gecenin bir yarısı çay demle ben geliyorum dendiğinde Farkında olmadan mutluluğun en büyüğünü veren Çayın dumanına tatlı sohbetlerimizi eklediğimiz üç arkadaştık   Biz üç arkadaştık; Paltomuzun altına saklamaya çalıştığımız Pijamalarımızla sahile inen Fakat ayağımızdaki naylon terlikleri unutan Sonra utanıp gözlerden uzak bir yere gidip Saatlerce konuştuğumuz üç arkadaştık   Biz üç arkadaştık; Sevdiklerimizi anlattığımız, heyecanlarımızı paylaştığımız Ayrılık acılarımızda beraber ağladığımız Teselli konuşmalarımızı amacına ulaştırdığımız Yeni ilişkilere yelken açtığımız Üzüntüleri de, mutluluğu da beraber yaşadığımız üç arkadaştık   Biz hala üç arkadaşız; Yıllar geçse de aradan, Rüzgar bizi farklı şehirlere, farklı hayatlara savursa da Saçımızdaki birkaç beyaz tel sırıtsa da acımasızca Hala bir araya geldiğimizde zamanı unuturuz. Sevgilerimizi paylaştığımız kadar acılarında en katmerlisini beraber paylaşırız. ... Devamı

18 05 2006

YAŞASIN BENDE ÖRGÜMÜ NİHAYET SERGİLEDİM.

BLOGCU ARKADAŞLAR GİBİ BENDE ARTIK ÖREBİLİYORUM. ASLINDA SİTEM HAYATA DAİR YAZI SİTESİ İDİ.. AMA DİĞER SİTELERDEKİ ÖRGÜLERİ GÖRÜNCE BENİMDE BAYAĞI İLGİMİ ÇEKMEYE BAŞLADI... ÇALIŞMA HAYATIMIN BİTMESİNDEN SONRA ARTIK BENDE ELİ İŞ GÖREN BİR KADIN OLABİLİRMİYDİM ACABA... BU DÜŞÜNCELERLE ALDIM SAZI PARDON ŞİŞİ ELİME VE VERDİM KENDİMİ ÖRMEYE... BU ŞALI ÇOK SEVDİM 1 GÜNDE BİTİREBİLİYORUM.(şalın resmi silinmiş. yukarıdaki modelin tarifi değil aşağıdaki anlattıklarım. bilahare tekrar resmini koyacağım. tarife göre yaparsanız oluyor şal) AYNI MODELİN DEĞİŞİK RENKLERİ YAPTIM.. BU SİYAH PEK Bİ AFİLLİ OLDU. SİYAH DİYE BURADA PEK BELLİ OLMAYABİLİR AMA BENİM GİBİ BİR ACEMİYE ÇOK GÜZEL GELDİ.. HİÇ ISRAR ETMENİZE GEREK YOK . BEN TARİFİNİ YAZACAĞIM. ŞU MEŞHUR CUMA GÜNLERİ YAYINLANAN DERYA BAYKALIN PROGRAMINDAN ALDIM... İŞTE TARİFİ. 6 NO ŞİŞ İLE 115 İLMEK HARAŞO BAŞLAYIN. BURAYI SAKALLI İP VEYA PIRILDAKLI İPLERLE ÖRÜRSENİZ YAKAYA AYRI BİR HAVA VERİYOR. 6 SIRA HARAŞO ÖRDÜKTEN SONRA 9 NOLU ŞİŞLERİ GEÇİN VE İKİ YANDAN BİRER İLMEK KESMEYE BAŞLAYIN, 50 İLMEK KALINCA BİRDEN KESİN VE KENARLARINA 6 SIRA ÖRÜMCEK ÖRÜN. BİTİRDİĞİNİZ YER ETEK KISMI OLUYOR. BEN DÜZ KISMI DÜZ SİYAH İP KULLANDIM. ÖRÜMCEK VE YAKA KISMINI İSE PIRILTILI İPLERLE YAPTIM. BİRDE YAKASINA BONCUKLARDAN YAPILMIŞ BİR YAKA İĞNESİ TAKTIM. ŞİMDİ ELİMDE YEŞİL SAKALLI İPLE BAŞLADIĞIM, UCU DA YEŞİL PIRILDAKLI ÖRÜMCEK YAPTIĞIM HEPSİ AYNI MODEL AMA İPLERİN KULLANILIŞ TARZINDAN FARKLIYMIŞ GİBİ GÖRÜLEN YENİ ŞALIM VAR. ONU DA YAKINDA VERECEĞİM. AŞAĞIDA DA YİNE SİYAHTAN ÖRDÜĞÜM BİR BOLERO ÖRNEĞİ VAR. ONUNDA TARİFİ ŞÖYLE; 150 ADET TIĞ İLE TRABZAN ÖR. ETRAFINA 10 TANE ZİNCİR ÇEKEREK KAFESLER OLUŞTUR.. UÇLARINA SAÇAK YAP.. YAKASININ KENARINA DA HAZIR SATILAN İŞLENMİŞ PAYETLERDEN KOYDUM... BEN DAHA İŞLEMEYİ ÖĞRENEMEDİM. KUSURA BAKMAYIN. DEĞİŞİK RENKLERLE ÖĞRERSEM DAHA NET OLACAKTA NEDENSE BENİMDE BİR SİYAH TAKINTIM VAR.. BENİM ADIM HIDIR. ELİMDEN GELEN BUDUR. (NEDENSE BU YAZIMIN ASLINDA ÖRGÜ KATEGORİSİNİN İÇİNDE OLMASI GERE... Devamı

31 12 2008

SİSLERİN ARDINDAKİ ŞİFA KAYNAĞI ; OYLAT KAPLICALARI

MERHABALAR; Tatilden döndüm. Sizlere 4 yıldır müptelası olduğumuz, kış turizmi açısından ideal,  beklentisi yüksek olmayan insan kesiminin,doğa yürüşünden hoşlanan ve herşeyden mutlu olan kişilerin hoşlanabileceği bir yeri tavsiye edeceğim.. Sislerin ardındaki şifa kaynağı: Oylat Kaplıcaları Oylat yazın başka güzel kışın başka... Ama sonbaharda her yer usta bir ressamın yağlıboya tablosunu andırıyor. Kaplıcasında binbir türlü hastalığa şifa arayanların uğrak kapısı olan Oylat'a gelmek için ille de hasta olmayı beklemeyin. Tertemiz havasını soluyarak yürüyüşler yapıp kuş seslerini dinlemek, çağlayanların köpüklerini seyredip büyülü bir dünyanın huzurunu yakalamak için de Oylat'a gelmek gerekiyor.  Her Mevsime uygun gezi durağımız, şifalı doğasıyla Bursa'nın İnegöl ilçesine bağlı Oylat. Oylat deresinin çağlayanlar meydana getirerek geçtiği vadi, çam, gürgen, meşe, kestane, ıhlamur, kavak, çınar ağaçları ile kuşburnu ve böğürtlen bitkilerinden oluşan ormanla bütünleşiyor.   İlkbaharda yer gök kır çiçekleri ve menekşelerle kaplanırken, sonbaharda her yer yağlıboya tablo görünümüne bürünüyor. Kışın ise beyaz örtüsüyle anlatılmaz güzellikteki doğayı varın siz hayal edin. İki tarafı vadilerle çevrili yamaçta kurulu kaplıcalar mevkii, sırtını Uludağ'ın devamına yaslamış. Kaplıca suyu, uzun sürede getirdiği kalsiyum karbonatlı ve kalsiyum sülfatlı sularla "çökelek" meydana getirip kaplıcanın bulunduğu terasları oluşturmuş. Başı dumanlı "Sivri Kaya Tepesi" ile kaplıcalar arasında bulunan kanyon görünümlü vadi sürekli taze hava koridoru yaratıp oksijen pompalıyor. Bu... Devamı

27 01 2007

ESPRİLİ AMA HOŞ BİR DUA....

1 haftalığına yokum.. Doğa harikası OYLAT KAPLICALARINA gidiyorum.  Çok esprili ve hoş bir dua... Ben gelene kadar bu duayı bol bol okuyunuz lütfeeeen..... ALLAHIM,   *HER ZAMAN, HER YERDE VE HER KONUDA BENİM DE KONUŞMAM GEREKTİĞİ DÜŞÜNCESİNDEN BENİ ARINDIR. *ÇEVREMDEKİ İNSANLARIN HAYATLARINI YÖNLENDİRME VE HATALARINI DÜZELTME ARZUSUNDAN BENİ KURTAR. *KONUŞURKEN GEREKSİZ DETAYLARI ANLATMAMAM İÇİN BEYNİMİ SERBEST BIRAK VE BİR AN ÖNCE KONUŞMANIN SONUNA VARMAMI SAĞLA. * BAŞKALARININ AĞRI VE ACILARINI DİNLEYEBİLME NEZAKET VE SABRINI VER VE BU ARADA KENDİ AĞRI VE SIZILARIMI ONLARA ANLATMAMAM İÇİN DUDAKLARIMI MÜHÜRLE (ÇÜNKÜ YILLAR GEÇİP YAŞLANDIĞIMDA, AĞRI VE SIZILAR ARTIYOR VE BUNLARDAN HERKESE BAHSETMEK BANA AYRI BİR ZEVK VERİYOR). * LÜTFEN ALLAHIM BANA ARADA SIRADA BENİM DE YANILABİLECEĞİM GERÇEĞİNİ ÖĞRET, BENİ OLABİLDİĞİNCE İYİ İNSAN YAP. BENİ MELEK YAP DA DEMİYORUM, ZİRA BU TIP İNSANLARLA YAŞAMAK ZORDUR. * ALLAHIM UMMADIGIMIZ YERLERDE GÜZEL ŞEYLER, BEKLEMEDİĞİMİZ İNSANLARIN GÜZEL İŞLER YAPABİLDİKLERİNİ GÖREBİLMEMİ SAĞLA VE BANA BUNU ONLARA SÖYLEYEBİLME İNCELİĞİNİ VER. * BENİ MANTIKLI BİR İNSAN YAP, KÖTÜMSER YAPMA, BENİM İNSANLARA YARDIMCI OLABİLMEME YARDIMCI OL, FAKAT ONLARA HİÇ BİR ZAMAN PATRONLUK YAPMA HEVESİ VERME BANA. * HER NE KADAR BENİM ÇOK DERİN BİR AKIL STOĞUM OLDUĞUNA VE BU STOKTAN BAŞKALARININ DA FAYDALANMAMASININ ÇOK BÜYÜK KAYIP OLDUĞUNA İNANIYORSAM DA ULU ALLAHIM; BIRAKIN BUNU GÖSTERMEYEYİM. BÖYLECE HAYATIMIN SON DÖNEMİNDE ETRAFIMDA BİRKAÇ ARKADAŞIM OLSUN İSTİYORUM. AMİİİİİN (bazı satırlarında kendimizi bulduğumuz oldu mu, sorduğunuz mu kendimize...) ... Devamı

24 01 2007

HAYAT BİR KENDİ YAP TASARIMIDIR. MARANGOZ SİZSİNİZ.

Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işinden ayrılmak ve eşi, büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti. Emekli olmaya ihtiyaç duyuyordu ne vardı ki. Müteahhit, iyi işçinin ayrılmasına üzüldü. Ondan, kendine bir iyilik olarak son bir ev daha yapmasını rica etti. Marangoz, kabul etti ve işe girişti, ne var ki gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek ne talihsizlikti!... İşini bitirdiğinde, işveren evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza doğru uzattı.”Bu ev senin” dedi, “benden sana hediye” Marangoz şoka girdi. Ne kadar utanmıştı!... Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi!. O zaman onu böyle yapar mıydı? Bizim içinde bu böyledir. Günbegün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zaman da yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da şoka girerek, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız. Eğer tekrar yapabilsek, çok daha farklı yaparız. Ne var ki, geriye dönemeyiz. Marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz.”Hayat bir kendi yap tasarımıdır” demiş birisi. Bugün içinde bulunduğumuz davranışlar, yaptığınız seçimler, yarın yaşacağınız evi kurar. Öyleyse onu akıllıca kurun. (Yıllar önce kendi mesleği marangoz olan bir arkadaşımın bana gönderdiği öykü.. Sayın Ali Aba'ya teşekkürler)    ... Devamı

03 12 2006

DEFTERİMDEN İNCİLER...

KESİP SAKLADIĞIM ÖZLÜ SÖZLER   ELE GEÇMEZSE EĞER SEVDİĞİMİZ, ÇARE NE! ELDEKİNİ SEVMELİYİZ ***  BALIKTAN ANLAMAYANA, LÜFERİ TANIMAYANA GERÇEK İSTANBUL’LU DENMEZ.  *** KONU ENFLASYON, SİYASET VE ÇOCUK OLUNCA SOKRATES OLUYORSUN MAŞALLAH. HER SÖYLEDİĞİN MANTIKLI.. AMA KONU BANA GELİNCE SOKAK FALCILARINDAN FARKIN YOK.  *** ALLAHIM! DEĞİŞEBİLECEK ŞEYLERİ DEĞİŞTİREBİLMEM İÇİN BANA GÜÇ VER. DEĞİŞEMEYECEK ŞEYLERİ KABULLENMEM İÇİN SABIR VER. VE İKİSİNİ DE AYIRT ETMEK İÇİN AKIL VER  *** ÇOCUĞUNUZA KÜÇÜK ŞEYLERDEN MUTLU OLMASINI ÖĞRETİN, VERECEĞİNİZ EN BÜYÜK SERVET ODUR.  *** DOĞUMUM ANAMA HAMMALLIKTI. YAŞAMAM BANA. ÖLÜMÜM BİLE HAMMALLIK CENAZE ALAYINA  *** ETTEKRARU AHSEN VELEV KANE YÜZSEKSEN (TEKRAR ETMEK GÜZELDİR 180 KERE BİLE OLSA)  *** GERÇEK GEZMEYİ SEVEN İNSANA “CANIN CEHENNEME” DEDİĞİNDE, SEYAHAT HEYECANI YAŞAR. (İŞTE BU İNSAN EŞİM OLUR.. EVLİYA ÇELEBİ'DEN KALAN SEYYAHLIK RUHU SANKİ ONA GEÇMİŞ.)  **** ELBİSE YAPTIRACAKSAN YELEKLİ DÜĞÜN YAPTIRACAKSAN YEMEKLİ MUZ YİYECEKSEN BENEKLİ SIRTINA BİNECEKSEN EMEKLİ…  *** HERKES İNSANLIĞI DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞIYOR DA KENDİNİ NEDEN DEĞİŞTİRMEK KİMSENİN AKLINA GELMİYOR.   *** DÜNYA….. YILDIRAMAZSIN BENİ NE YAPSAN. ÖLÜMDEN DE KORKMAM, ER GEÇ ÖLÜR İNSAN. ÖLMEMEK ELİMİZDE DEĞİL Kİ BİZİM. İYİ YAŞAMAMAK, BENİ TEK KORKUTAN  *** GÖLGELER DÜŞSE DE YÜREĞİNİN ÜSTÜNE GÜNEŞİNİ SAKIN SÖNDÜRME EĞER UMUT YOKSA YAŞAM ÇOK UZAK KALIR İNSANA U... Devamı