08 02 2012

HAYDARPAŞA'YA VEDAM

 İSİİstanbul'da yaşayıpta Haydarpaşa'nın görkemli ihtişamını görmeyen var mıdır? Tam 102 yıl olmuş, Burada ne hüzünlü ayrılıklar, belki de ne hüzünlü buluşmalar yaşanmış. Merdivenlerinde ne anılar birikmiştir kimbilir. Haydarpaşa denince hemen aklımıza pek çok Türk filminin unutulmaz sahneleri gelir. Hülya Koçyiğit'in elinde bavuluyla gelişi, Kadir İnanır'ın "Seni yeneceğim İstanbul diye merdivenlerde bağırışı herkesin hatırladığı nostaljik sahnelerdendir. Anadolu’dan gelip, İstanbul’a bu garın merdivenlerinde “Merhaba” derdi o zamanın ünlü oyuncuları. Tarihi Haydarpaşa Tren Garı, tüm görkemiyle İstanbul-Bağdat Demiryolu’nun başlangıç istasyonuydu. Yapımına 1906’da başlanmış, 1908’de hizmete girmişti. İki Alman mimar, Otto Ritter ve Helmuth Cuno tarafından projelendirilen bina, son dönemde tartışmalarla gündeme geldi. Yerine otel veya gökdelen yapılacağına ilişkin kararlar büyük gürültü kopardı. Ortalık biraz durulmuştu ki, 28 Kasım’da binanın çatısında yangın çıktı. Şimdilerde de bu hüzünlü yolculuğuna veda edeceğini duyunca da, yangınında bilerek çıkarıldığı duygusunu uyandırdı herkeste. Haydarpaşa benim işe gidip gelirken kullandığım ulaşım araçlarındandı. Haydarpaşa'ya geldim mi kendimi evde hissederdim. Sanki evim gibiydi. Çünkü birazdan tren beni alacak evime ulaştıracaktı. Trene bindikten sonra o güzel sesini dinleyerek, trenin bolca ray değiştirmesini izleyerek yolculuğuma devam ederdim.. Herkeste hoş bir seda bırakan bu eşsiz mekan,  acaba otel olursa aynı duyguyu uyandırır mı bilemem. Sadece çok para sayarak güzelce bir gece geçirir parası olan. Ama o merdivenlerde fakir, zengin, genç yaşlı herkes mutluyken neden böyle bir karar a... Devamı

22 02 2009

PANORAMA 1453

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN MUHTEŞEM ÇALIŞMASI, ESKİ TOPKAPI GARAJININ ORAYA KURULAN PANORAMA 1453 MÜZESİNİ GEZMENİZİ ŞİDDETLE ÖNERİYORUM. TEK KELİME İLE MUHTEŞEM. ÇOCUKLARINIZI MUHAKKAK GÖTÜRÜNÜZ. GİRİŞ 5 TL. ÖĞRENCİ 3 TL. ASYA YAKASINDAN GELENLER İÇİN 500'LÜ HATLARDAN CEVİZLİBAĞ'A GİDEN TÜM OTOBÜSLERLE GELEBİLİRSİNİZ. TOPKAPI METROSUNDA İNİP ÜSTE GEÇİNCE MÜZEYE ULAŞABİLİRSİNİZ. Devamı

10 03 2007

ADNAN MENDERES VE VATAN CADDESİ

VATAN CADDESİ Son günlerde "Hatırla Sevgili" diye yayınlanan diziyle Adnan Menderes ile ilgili yazıları okuma ihtiyacını hissettim. Geçenlerde Belediyenin çukurunda ölen küçük Dilara olayından sonra bu adamı haksız yere mi asmıştık diye düşündüm. Aşağıda Adnan Menderes'in Vatan Caddesi İnşaatıyla ilgili bir çalışmasını size aktaracağım. Acaba şimdilerde hangi Belediye Başkanı bu hareketi yapıyor. Kör ölür badem gözlü olur belki, onunda hataları var mıydı bilemem, çünkü o yılları yaşamadım. Ama okuduklarım bu kişiye karşı içimde derin acılar oluşturdu. O yıllarda İstanbul'un büyük yolları olan Vatan ve Millet Caddeleri ile Sirkeci'den Florya'ya giden Sahil yolu Kadri Veziroğlu İnşaat Şirketi tarafından yapılmış. Özellikle Bu şirketin sahiplerinden birinin yazısında şöyle diyordu.  "Kardeşim inşaatlarını kontrol sırasında Menderes'le karşılaşmış ve Menderes ona demiş  ki; "Bunu üç ayda bitireceksin" demiş. Vatan caddesine hava meydanı pisti gibi beton döküyorduk. Zaten orası harp zamanı uçak inmesi için geniş yapılmıştı. (Şimdilerde araba geçisine bile yetmiyor. İleriyi görmek bu demek herhalde) Menderes sabah 5-5,30'da gelir ve beton ustasına, "Kaç metre beton döktün dün? Bugün kaç metre ilave edeceksin" diye sorarmış. Çok çalıştığı için altın saat hediye etmişti ustaya" Yani ustaların çalışmalarını onurlandırarak iyi bir iş çıkarmalarını sağlamış. Bu yazıyı okuyunca, birde son zamanda lögar kapağı açık olan belediye inşaatında küçücük bir yavrunun öldüğünü okuyunca bu adama haksızlık mı edildi diye düşündüm. Özellikle bu kaza olayından sonra bir de belediye ya da firmanın avukatı hangisi bilmiyorum çıkıpta, her yayanın başına bekçi mi koymalıydık diye garip bir savunma yaptı ya.. Yazık olmuş Menderes sana.  ... Devamı

24 01 2007

HAYAT BİR KENDİ YAP TASARIMIDIR. MARANGOZ SİZSİNİZ.

Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işinden ayrılmak ve eşi, büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti. Emekli olmaya ihtiyaç duyuyordu ne vardı ki. Müteahhit, iyi işçinin ayrılmasına üzüldü. Ondan, kendine bir iyilik olarak son bir ev daha yapmasını rica etti. Marangoz, kabul etti ve işe girişti, ne var ki gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek ne talihsizlikti!... İşini bitirdiğinde, işveren evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza doğru uzattı.”Bu ev senin” dedi, “benden sana hediye” Marangoz şoka girdi. Ne kadar utanmıştı!... Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi!. O zaman onu böyle yapar mıydı? Bizim içinde bu böyledir. Günbegün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zaman da yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da şoka girerek, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız. Eğer tekrar yapabilsek, çok daha farklı yaparız. Ne var ki, geriye dönemeyiz. Marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz.”Hayat bir kendi yap tasarımıdır” demiş birisi. Bugün içinde bulunduğumuz davranışlar, yaptığınız seçimler, yarın yaşacağınız evi kurar. Öyleyse onu akıllıca kurun. (Yıllar önce kendi mesleği marangoz olan bir arkadaşımın bana gönderdiği öykü.. Sayın Ali Aba'ya teşekkürler)    ... Devamı

19 12 2006

TANEDE SAKLI KEYİF (KAHVE)

Gaziantep’den hala kızı Zuhal bugün bana hoş bir yazı yollamış. Sizinle paylaşayım derken bende birşeyler ekledim. Hoş kahve kokusu gibi mis gibi bir yazı oldu..  Eminönü’ndeki Mehmet efendiden yeni kahve alınıp eve gelinmiş, kahve kokusu buram buram burnunuza gelmiş ve hemen bir kahve pişirmiş de yazıyı okumaya öyle başlamış gibi düşünün kendinizi. Aman ya da kalkın bir kahve yapın geçin okuyun canım.. Hadi bakalım.   Her kahve aynı tadı taşımaz.... Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona göre değişir... Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtiğin kahvenin tadı kederlidir... Kahve  telvesine yüreğinin acısı karışır.    Bir pazar öğle sonrası annenin "hadi bir kahve yap da içelim" dediği kahve huzurludur...Köpükler annenin göz bebeklerine yansır...Dudağının kıyısındaki kalan küçük bir gülümsemedir... Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtigi kahve düşünülen kuyudan çıkma çabasıdır... Koyu kıvamlı  kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın. Çıktığın an uyuyakalırsın... ferahlıktır!!! Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer... Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır...Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır... Baban için yaptığın kahve sevgi doludur... çay bardağında, az şekerli...Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır  dumanı tüter ve kokusu büyülüdür...  Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve başkadır... Isıtır insanın...içini... Yorgun olduğunda içtiğin kahve hafifletir seni... Kendine getirir,unutturur günün ağırlığını... Kahve aynı kahvedir b... Devamı