Tanım
Bağlantılarım
*
*
DEĞİŞİK KONULARIM
Duyurular ve ReklamlarORGURadyo TiyatrosuResimlerimSevdigim SiirlerYemek tariflerimYetenekli Arkadaslar
ARŞİVİM
SON YAZILARIM
<%SON YAZILARIM%>
• ANNEM'E • ÖZGÜR VE SONGÜL'E ÖMÜR BOYU MUTLULUKLAR • ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN. SİZLERİ İYİ Kİ DOĞURMUŞUM. • KIZIMA • BABAM VE PANKREAS • LALE DEVRİ ÇOCUKLARIYDIK BİZ. ZAMANIMIZ GEÇMİŞ. • EVLİLİK NEDİR YAHU? • ALTIN GÜNLERİ KALBİ YORUYOR MU? • MEŞHUR LAHMACUNCU ALİ USTA • SEVDAYI SEVENE, DOSTLUĞU BİLENE, HAYATI GEZENE SOR. • KIZIM MENŞUUUUR OLDU.... • EMEKLİYE EMEKLİYE BİR HAL OLDUK • KELE BACIM HELE GEL DE İKİ ÇİRTİK HANEK EDEK • YAŞLILAR HAFTASI NEDENİYLE, • 1 GÜNDE İSTANBUL • BÜYÜKLERE MASALLAR MUTLULUK NEREDE • İKİ SIFIR SIFIR YEDİ DUASI • İSTANBUL KÜLTÜR GEZİLERİ • İSTANBUL'DA YAŞAYALIM MI SANATI OLUŞTURALIM HADİ... • SOKRATES SAVUNUYOR • ALAMANYA ALAMANYA DEDİK, GİTTİK GELDİK. • İL İL LEZZETLER • ANNE KİMDİR? SİZİNDE ANNENİZ BÖYLE Mİ? • TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR. • HALİÇ VE ŞİİR
BUGÜNKÜ SABAH GAZETESİ BAŞLIĞI
BANNERIMI SİTENİZE EKLEYEBİLİRSİNİZ.

|
ANNEM'E
|
BAZEN ÖRGÜYÜ YAMUK YÜMÜK YAPARIM. ANNECİĞİM HEMEN EL ATAR, ONU DÜZELTİR, BİRŞEY SÖKÜLECEK Mİ.. ANNEM ONU SABIRLA SÖKER.. DÜZENLER.
YETENEKTE ONA ÇEKSEYDİK NE OLURDU...
DERDİMİZ Mİ VAR ÇOK İYİ BİR DİNLEYİCİDİR. YEMEĞİ GÜZELDİR, KENDİSİ ŞİRİNDİR.
BENİM ANNEM EN GÜZELDİR.
YANİ HER ŞEYİYLE GÜZELDİR BENİM ANNEM.
ONUN İÇİN 1983 YILINDA YAZDIĞIM BİR ŞİİRİ ANNELER GÜNÜ DOLAYISIYLA YAYINLIYORUM.
 
ANNEM’E
(YIL 1983- Anneler gününde hediyesinin yanında anneme iliştirdiğim şiir. Amatörce ve hatalı olabilir. Amatör ruhu diyebilirsiniz.)
Gece, gündüz, süt, şefkat, sevgi ve anlayış,
Bunlar sana neyi ifade ediyor desinler.
Anne, anne derim, taaa yüreğimden, derinden
Çünkü seni simgeler hep bütün bunlar.
Evladın için çarpar kalbin, her an, her dakika
Onu düşünmeden geçmez hiçbir saatin
Birazcık kırılsan, kızsan da bazı zaman ona.
Yine de evladım der açarsın kucağını.
Uzatırsın yanağına kiraz dudaklarını.,
Ya biz anne, ya biz senin yaptıklarına
Karşılık veriyor muyuz düşündün mü acaba?.
Biz evlatlar anneleri ufacık bir olayda
Çabucak kırıp atmıyor muyuz bir kenara.
Ama sizler, bizler için cahildir diyorsunuz.
Yine de yüreklerinizi bizler için açıyorsunuz.
Yavrum derken gözlerinizin içi gülüyor.
Sizler cennetin gülüsünüz anne.
SİZİN İÇİN ŞARKILAR, ŞİİRLER, KİTAPLAR DA YAZILSA.
YİNE DE HİÇBİR KUVVET SİZLERİ ANLATAMAZ.
SİZLERİN SEVGİSİNİ, VARLIĞINI, HER ŞEYİNİ
SİZDEN BAŞKA HİÇBİR KİMSE, BİR ÇOCUĞA TATTIRAMAZ.
Serpil Gül Paçal
1983, Küçükyalı
|
Tarih: 14:33, 9/5/2008 |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ÖZGÜR VE SONGÜL'E ÖMÜR BOYU MUTLULUKLAR
Birbirleri için çarpan 2 kalpte, sımsıcak bir sevgi. Kendi ayakları üzerinde durmaya karar veren, 2 genç insan. Yavrularının kendi kanatları ile uçmasından Mutluluk duyan 2 aile. Böyle bir mutluluk tablosuna dâhil olmasını Çok istediğimiz halde olamadığımız, Almanya'da oldukları için hemen yanlarına ulaşamadığımız
sevgili yeğenimiz Özgür'e ve eşi Songül'e
Ömür boyu mutluluklar.
Resimlerinizle sizleri anıyoruz..

|
Tarih: 01:12, 9/5/2008 |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN. SİZLERİ İYİ Kİ DOĞURMUŞUM.
3,5 KİLO (OĞLUMA)
(Not: Oğlum Aytaç bu öyküyü yazdığımda 9 yaşında idi. Şimdi kendisi 16 yaşında. Altta kızıma diye yazdığım yazı ise kızım 1,5 aylıkken yazılmıştı kendisi şimdi 4 yaşında...
ANNELER GÜNÜ SEBEBİYLE yayınlıyorum.)
9 ay.... Bu laf benim lügatımda sadece espriden maruzdu. “Birini sevdin mi 9 ay 10 gün sonra 3.5 kilo kadar bir fazlalığın olacak” derdim şakayla karışık her genç kıza...
İşte bu 3,5 kilo kadar olan fazlalık canımdan çok sevdiğim dizeler yazdıran oğluma ait...
Hastanede sancının vücuduma verdiği ağrılarla, yanıbaşımda bulunan aileme “ ne doğum, ne evlilik bana göre değil” demişim. Bana göre değil dediğim yavrum şu an 9 yaşında. Ve ben her annenin o beylik sözünü söylüyorum.
“Seni iyi ki doğurmuşum”
Hayatın zor ve karmaşası içersinde olan bir arkadaşım “Dünyaya çocuk getirmek bence bencilliktir. Sevgi içgüdünü tatmin için çocukları dünyaya getiriyorsun” demişti. O gün olduğu gibi şimdide şiddetle karşı çıkıyorum. Bencillikte olsa ben bu 3.5 kiloya sahip olduğuma memnunum.
Onun sıcaklığını, kokusunu ve sevgisini, eşdeğer tuttuğum anne sevgisinde buluyorum. Anneme olan bağlılığım ve sevgim oğlumla bütünleşiyor. Anne-evlat sevgisinin yuvarlanarak kocaman, kocaman olan bir kartopuna benzetiyorum. Yuvarlandıkça kenetlenen, sıkı sıkı sarıldıkça büyüyen, ama yok olmayan, kaybolmayan, kar gibi beyaz ve tertemiz.
Hastanede, 3,5 kilo ve bebek takma adıyla elden ele dolaşan öncelikle küçük burnu gözümün önünden gitmeyen bir canlıyı elime verdiler. Ağzını devamlı yiyecek isteyen balıklar gibi açan, kokusu dünyadaki en pahalı parfümde bile bulunmayan, içimden çıkıpta, içime sevgiyle sokmak istediğim bu varlık 9 senedir hayatımda...
Onunla her saniyem ve her dakikam birlikte geçmiyor. Bazen ömrümün geçen her gününü evladımla geçirmeliyim, onunla dolu dolu yaşamalıyım diye düşünüyorum. Anneme doyamadığım gibi aynı doyumsuzluğu yavrumda da hissediyorum.
Annemin evladı iken sevgim ölçülemezken, evladımın annesi olarak da bu sevgiyi ölçecek bir alet bulamıyorum.
Çünkü son sınırda durabilen ölçü aletleri benim bu iki varlığa olan sevgimi ölçmek için sınırı zorluyor, daha ilerisini istiyor.
9 yıldır birlikte olduğumuz yavrumla anılarımız birbirinden güzel ve o artık karşımda sohbet edebilecek genç bir erkek. Bu düşünce beni ileri yıllara götürüyor.
Onun yüzüne bakıyor ve beraber olacağımız günlerin emekli yıllarıma geleceğini düşünürken, hep onu siyah takım elbise giymiş bir damat ve bayramlarda çocuklarını ellerimi öptürmeye getirecek bir baba olarak hayal ediyorum.
İşte hastanede bana verilen bu bebek bir gün gelecek sevgimi teslim edeceğim, onu seven birine gidecek. O da evlenecek. Delikanlı olduğunda beraber olabiliriz, şimdi çalışmaktan görüşemiyoruz dediğim yavrum, ben onu beklediğimde o hayatın yollarına başlamış olacak. Ben geri dönerken....
Benimde gözümün önünde 3.5 kiloluk, balık ağızlı hastanede teslim edilen ile siyah takım elbisede içimde yaşattığım delikanlı siluetli yakışıklı bir çocuk kalacak.
Evladıyla övünen anne hazzını duyabilmeli insan...
Televizyonda, çocuğu üniversite sınavında birinci olan anneye tutulan o mikrofondaki kadının sevincini hissedebilmeli insan...
Kötünün annesi değil, iyinin annesiydim diyebilmeli insan...
Evladını teraziye koyduğunda ölçü bulamamalı insan...
Bakabiliyorsa doğurabilmeli insan...
Sevgisini verebiliyorsa, anne olmalı insan...
Anne kelimesinin anlamını iyi taşımalı insan..
Senin için ne zorluklara katlandım diye çocuğunu suçlamamalı insan.
Oğlumun oynadığı Tiyatro Oyununun bir kuplesinde ne hoş söylemişti...
“Ben Anne ve Babamın sevgisinin ürünüyüm” .
Evet... O istemedi. Onlar bize Allah’ın vermiş olduğu lütuf... Öyleyse en iyi şekilde onu yetiştirebilmek görevimiz..
Nasıl bir ressam eseriyle övünç duyabiliyorsa ya da bilim adamı yaptıklarından dolayı bir fayda sağlayabiliyorsa,
İşte bende Hastanede öpüp kokladığım 3.5 kiloyu yetişkin, olgun ve faydalı bir insan olarak yetiştirebilirsem mutlu olacağım. 3,5 kiloyu sevgimle büyütüp övüneceğim. |
Tarih: 08:18, 7/5/2008 |
Yorum (20) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
KIZIMA
.jpg)
I L G I N B E B E K
Hayatıma girdiğinde benim için ikinci bahardı.. Çünkü onun hayatıma girişiyle emekli olmaya karar vermiştim. İlk eve geldiğinde, yüzüne baktığımda, birden sözlerini bile çok iyi bilmediğim bu şarkıyı mırıldanmaya başladım.. O da sanki sesimden etkileniyordu ki birden susuyordu..(Birde sesimi inceltip öyle bir melonkolik hava veriyordum ki şarkı söyleme yarışmalarındaki jüriler bile 10 puan verebilirdi. Annelik duygusunun çıkardığı ses işte. Bebek ya anlamıyordu. Büyüyünce o konuda hayal kırıklığına uğrayacağını bile bile her akşam dinlettim bu şarkıyı kendi sesimden) Şarkının her sözü sanki bir bebeğin hayata gelişini anlatıyordu.. Candan Erçetin’in “Hoş geldin Bebek” şarkısı.. İşte o şarkının bana kattığı anlamı size satır satır işleyeceğim.
Biliyorum, Sen bir meleksin, Bana yardım için gönderildin.(Evet, 40 yaş bebeği olduğu için yaşlılığımda yardımcı olacak inşallah. Ev işlerini yaptırıp, komşulara kahve yaparken bende örgülerimi daha da geliştiriceğim.)
Biliyorum, Sen bir meleksin, Zor günlerimde çıkageldin (Evet. Emeklilik hayatı mı o ne demek.. Kendimi daha zinde hissetmeme sebep oldu. İlk çocuğumda fazla tadamadığım duyguları tattırdı.)
Yüzümü güldürdün, Başımı döndürdün, Acımı dindirdin,Yolumdan çevirdin. (Evet, emekli olup dükkan açacaktım, onu yapacaktım, bunu yapacaktım, yolumdan çevirdiği doğru)
Eğlendirdin,Sakinleştirdin,Ehlileştirdin,Ve daha bir sürü şey (Eveeeet, hepimizi çok eğlendiriyor, sakinleştiriyor mu haaayııır. Bazen abisini çok arıyoruz. Çünkü o çalışan annenin çocuğuydu ya.. sakin akıllı… bu ise tam bir cadı..)
Canım mısın sen, Benim misin? Her şeyim misin sen,
Hoş geldin melek,Sefalar getirdin.(Evet sefalar getirdin hayatımıza. Nice uzun yaşlara. Allah mürüvetini göstersin bizlere.. Yaş kemale eriyor ya. Allah 20.li, 30.lu, ileriye gideyim belki kabul olur 40.lı yaşlarını görmeyi nasip eylesin inşallaah!)
|
Tarih: 01:00, 7/5/2008 |
Yorum (12) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
BABAM VE PANKREAS

BAZI ORGANLAR VARDIR
KIYMETİNİ BİLMEDİĞİMİZ
PANKREAS GİBİ
VARLIĞINDA FARKINA VARMADIĞIMIZ
YOKLUĞUNDA MAHVOLDUĞUMUZ
DÜŞ HEKİMİ YALÇIN ERGİR'İN BU YAZISINI YILLAR ÖNCE DEFTERİME KAYDETMİŞİM. BELKİ KİMSE İÇİN PEK ÖNEMLİ BİR YAZI OLMAZ.
AMA GERÇEKTENTE PANKREAS HAYATIMIZA GİRDİ.
BABAM HASTANEDE PANKREAS İLTİHABI NEDENİYLE YATIYOR VE DURUMUNU KRİTİK OLDUĞUNU SÖYLÜYOR DOKTORLAR.
SAFRA KESESİ TAŞI KANALA DÜŞEREK PANKREASI İLTİHAPLAMIŞ.. YILLAR ÖNCEKİ BU YAZI YANİ FARKINA VARMADIĞIMIZ ORGAN BİZİ ÜZÜNTÜLERE SEVK ETTİ...
İYİLEŞMESİ İÇİN DUA EDİYORUZ, |
Tarih: 10:51, 25/4/2008 |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
LALE DEVRİ ÇOCUKLARIYDIK BİZ. ZAMANIMIZ GEÇMİŞ.
HAFTASONU EMİRGANDA LALE FESTİVALİNDEYDİK.... CUMARTESİ GÜNÜ HABER ALDIĞIM BU GEZİYE PAZAR GÜNÜ ALELACELE KATILDIK BANA GÖRE İYİ DE ETTİK.
Emirgan’ı gezerken renk renk laleleri görünce tarihini de bilmeden geçmeyelim dedik, hem Büyükşehir Belediye Başkanının hem de Kültür turu hocasının lale hakkındaki bilgilerini dinledik.
Lale’ye Avrupa’da Tulip ismi verilmiş. Vakti zamanında bir Avrupalı İstanbul'a gelir. Bir bayanın tülbendi üzerinde lale resimleri dikkatini çeker ve sorar. Tercüman çiçeğin değil de tülbendin sorulduğunu zannederek 'tülbent' cevabını verir ve oradan lale Avrupa’da 'Tulipan', kısaca Tulip olarak anılmaya başlar. Osmanlı lale bahçeleri de pek bir meşhurmuş. Muhteşem bahçelerde lalelerin aralarına mumlar konur, dans eden mum ışıkları arasındaki bin bir renkli laleler ile akşamsefası yaparlarmış.

OĞLUM LALELERİN ARASINDA NASIL DA YAKIŞIKLI ÇIKMIŞ

AYRICA 75 SANATÇININ HAZIRLADIĞI LALE SÜSLEMELERİ DE EMİRGAN'A AYRI BİR HAVA KATMIŞ. BUNLARDAN BİRİ DE DERYA BAYKAL'IN HAZIRLADIĞI MAVİ GÜLLERDEN HAZIRLANAN LALE FİGÜRÜ İDİ.. BENİ ÖRGÜYE ALIŞTIRAN PİRİMİZ EFENDİMİZ DERYA BAYKAL'IN HAZIRLADIĞI MAVİ LALENİN ÖNÜNDE RESİM ÇEKTİRMEDEN EDEMEDİM. SAHNEYE ÇIKINCA DA ALKIŞLADIM BOL BOL TABİİ...
ÇAĞLA ŞİKEL, ARZUM ONAN, CEMİL İPEKÇİ, SUNAY AKIN, NÜKHET DURU, RESSAMLAR VE TASARIMCILAR 75 ADET LALEYİ SÜSLEMİŞLER. BAYAĞI BİR HAVALI GÖRÜNTÜ OLMUŞ. BU FESTİVAL BOYUNCA BU SÜSLER İSTANBUL'UN DEĞİŞİK MEKANLARINI DA SÜSLEYECEKLERMİŞ...


DERYA BAYKALIN HAZIRLADIĞI LALE FİGÜRÜ
SUNAY AKIN'IN HAZIRLADIĞI OYUNCAKLI LALE
GEZİ BOYUNCA LALE ŞARKILARIN DA NE HOŞ OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA ANLADIK.
YANİ GEZİDEN KALAN BİR HOŞ SEDA İDİ..
Çok geç kalmışız canım, Vakit bu vakit değil Eski radyolar gibi, Çatıya saklanmış aşk Öyle sanmışız canım, Artık ölümsüz değil Leylayla Mecnun gibi, Çoktan masal olmuş aşk LALE DEVRİ ÇOCUKLARIYIZ BİZ, Zamanımız geçmiş Aşk şarabından kimbilir en son, Hangi şanslı içmiş Ben derim unutma iftihar et,Sevmeyenler utansın Aşksızlığa mahkum edildiysek, Bu dünya yansın

Uykulu gözlerle döndüm rüyamdan Sana sarı laleler aldım, çiçek pazarından Sen olmasan buralara gelemezdim ben Sevemezdim bu şehri, anlamazdım dilinden

|
Tarih: 20:59, 13/4/2008 |
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
EVLİLİK NEDİR YAHU?

Melih Cevdet'e sormuşlar,
"Evlilik nedir" diye..
Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü.
Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi.
O yüzden buna "evlenmek"denirdi.
Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, Bu yüzden artık evlilik "katlanmaktır" demiş."
İşte yeni nişanlanan resimdeki çiftimize de (sevgili arkadaşım Nono'nun kızı) bu konuda bir katkı olarak bu yazıyı yayınlıyorum.

Resimde kız ve oğlan tarafı bir arada....
Hikayemizdeki gibi çiftimize hayırlı evler düzsünler inşallaaaaah... |
Tarih: 00:46, 8/4/2008 |
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ALTIN GÜNLERİ KALBİ YORUYOR MU?
 ALTIN GÜNLERİ KALBİ YORUYOR DİYE BİR YAZI OKUMUŞTUM. İŞTE YUKARIDA KALBİMİZİ YORAN BİR ALTIN PARDON PARA GÜNÜNDEN BİR RESİM.. YEDİĞİMİZ İÇTİĞİMİZ ŞEYLER, ÖZELLİKLE ALTIN GÜNLERİNDEKİ BOL YİYECEKLER KADINLARIN KOLESTEROLÜN ÇIKMASINA, KALBİNİN YORULMASINA SEBEP OLUYORMUŞ...
OLSUN YAAAA. NE OLACAK... KALBİM YİYEREK YORULSUN... MİDEM GÖTÜRDÜKÇE, KOCAM GETİRDİKÇE YİYORUUUUM OOOHHHH.. GÜNLERDE DE EV SAHİBESİ YAPTIKÇA YİYORUM SİZE NEEEE... OOOHHH... AMA BİR DAHA Kİ GÜNDEKİ İSMİ LAZIM DEĞİL, GİDECEĞİMİZ EVSAHİBESİ, YİYECEK OLAYINI YAŞIMIZIN KEMALE ERDİĞİNE BAĞLAYARAK, SAĞLIĞIMIZ AÇISINDAN KAHVALTIYLA BİTİRMENİN UYGUNLUĞUNA BAĞLAYARAK, FAZLA BİRŞEY YAPAMAYACAĞINI SÖYLEMESİ, O GÜNDE YEMEYE ALIŞIK KALBİMDE NE HASARLAR BIRAKACAK BİLEMİYORUM AMA... AÇLIKTAN ÖLECEĞİM KESİN. LAFI ANLAYAN ANLADI...

BU RESMİ TÜM ALTIN GÜNLERİNDE Kİ GÜZEL YİYECEK YAPANLARA HELAL OLSUN DİYEREK BECEREKLİ KADINLARA İTHAF EDİYORUM.
|
Tarih: 16:00, 11/3/2008 |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
MEŞHUR LAHMACUNCU ALİ USTA

Yukarıdaki resim 50 yıl önce çekilmiş bir resimdir. Babam Ali Çalkılıç.
Şimdiler de çocuklarımızı bakkala dahi tek yollayamayacağımız bir dönemde küçücük yaşında Gaziantep'ten İstanbul'a tek başına gelmiş bir adamın öyküsü . İstanbul Anadolu Yakasının ilk Lahmacun Ustalarından Meşhur Kadıköy'ün Ali Usta'sı. 50 yıl önce bu resmi itinayla çektirmiş. Gaziantep'deki anasına babasına hatıra yollamış. Çünkü o zamanlar dükkan değil, seyyar tabla pek bir meşhurmuş. Babamın bu resmini yıllar sonra elimize geçirdiğimde bunu sitemde yayınlamak ve onun nefis lahmacununu sitemde tarif etmek istedim. Çünkü babamın lahmacunu herkes tarafından bir ekoldü o zamanlar. Şimdilerde kendisi hasta olduğu için o nefis lahmacununun tadı tarih oldu ama, tarifi hala defterimin en güzel yerinde saklı. Aşağıda o tarifi sizinle paylaşacağım. Tanıyanlar bilir, kendine has bir baharat kokusu vardı babamın lahmacununun. Sabah erken karabiber çekilirdi evimizde. Eğer karabiber makinasında çekmediysek, sabah bize kızardı. Niye akşam makina da karabiberimi çekmediniz diye. Çok hatırlarım erken saatte karabiber çektiğimizi. Çünkü baharatları çok özeldi babamın. Ve evde onları harmanlar, sadece o günkü katacağı miktarı götürürdü. Dolu kapta hiç maydanozlarını yıkamazdı, akan suda yıkanacaktı tüm sebzeleri. Sular kesikse o gün işe gitmezdi. Birikmiş kapta yıkamazdı hiçbirşeyini. Ama çok malı mülkü oldu mu? Hayır. Gün kazandı, gün yedi derler ya. Öyle geçirdi günlerini. Ama mutlu, çocuklarından umutlu. Beyaz önlüğünün ceplerindeki bozuk paraları akşam gelince başımızdan aşağı yağdırırdı.
Ne güzel lahmacun yapardın babacığım ahhhh!
Olsun, Allah uzun ömürler versin sana da lahmacunlarını tadmasakta olur.
Şimdi aşağıda Kadıköy'ün meşhur Ali Usta'sının lahmacun tarifi;
| M a l z e m e l e r |
- * 1 kg. yağlı kıyma
- * 1/2 kilo soğan,
- * 5 demet maydanoz,
- *1/2 yeşil biber varsa kır.biber
- * 100 gr. sarımsak
- (taze veya kuru)
- * 1 yemek kaşığı biber salçası,
- * 1 yemek kaşığı dom.salçası
- * 10 gr.k.biber,
- * 10gr.y.bahar
- *10 gr.kır.biber,
- * 5 gr. kimyon, tuz
| | | |

|
HAZIRLANIŞI:
Maydanozlar yaprak yaprak ayırılır. Soğanlar soyulur ve acısı çıkarılması için ovulur ve bolca yıkanır.(Babam derdi ki soğanı yıkamanın önemi; soğan mideyi yakmasın diye yıkanmalı.)Sarımsaklar temizlenir biberlerin çekirdekleri çıkarılır. Temizleme işi bittikten sonra bütün malzemeler zırkla doğranır veya robotta kıyma halini alıncaya kadar çekilir içine kıyması da konarak iyice karıştırılır ve bir harç elde edilir. Hazırlanan harç pide fırınında fırıncı tarafından pide hamuru ile lahmacunlar yapılarak pişirilir. |
İŞTE MEŞHUR GAZİANTEPLİ ALİ USTANIN LAHMUCUNU.
TARİFİ BİZDEN. YAPMASI SİZDEN. |
Tarih: 01:27, 2/3/2008 Kategori: Yemek tariflerim |
Yorum (14) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
SEVDAYI SEVENE, DOSTLUĞU BİLENE, HAYATI GEZENE SOR.

Evliya Çelebiden kalan seyyahlık ruhumuz depreşerek sömestr tatilini de fırsat bilerek, attık bavulları arabaya, vurduk başımızı yollara...
Bilenler bilir, Evliya Çelebi rivayete göre rüyasında peygamberimizi görmüş “Şefaat ya Rasullallah” diyecek yerde, dili sürtmüş ve “Seyahat ya Rasullallah” demiş ve Allahın hikmetiyle bu duası kabul olmuş ve de her daim gezmiş.. İşte bizde de bu ruh oluşmuş devamlı gezmek, görmek ve paylaşmak amacıyla, fırsat bulduğumuz her daim yollara düşüyoruz.. Biri bize kötülük olsun diye “Canın Cehenneme” dese, “Ohhhh! Galiba bize seyahat göründü” bize diye seviniyoruz niyesini bilmeden. Yediğimiz içtiğimiz bizim olsun dedik ve son zamanların gözde turizmi olan Kaplıca Turizmini, biz kış turizmi olarak değiştirerek, 4 yıldır gittiğimiz İnegöl’deki Oylat Kaplıcalarına doğru yola çıktık..
Kaplıcaları eskiden yaşlıların gideceği bir mekan olarak gören ben, yaş kemale erdikçe kış turizmi yerine koydum. Bu konuda da İnegöl’deki Oylat Kaplıcaları sadece kaplıca turizmi olarak değil doğası ile de harika bir diyar olarak sizlere önermeyi de bir borç bildim.
Kaplıca tarihleri hemen hemen her yerde aynı. Muhakkak zavallı bir kızcağız bu kaplıca bölgelerine konur, kaplıca sularıyla yıkanan kız iyileşir ve kaplıcaların bize kazandırılmasını sağlar. Oylat Kaplıcaları da böyle bir öyküye dayanıyor. Bizans İmparatorluğu zamanında İnegöl Civarı’nı hakim olan Tekfur’un bir kızı vardır. Günün birinde bu kız hastalanır, yatağa düşer. Zamanın hekimleri Tekfur’un kızının derdine çare bulamazlar. Hastalık uzun sürer. Tekfur çok sevdiği kızının ızdıraplarına tahammül edemez. Hastayı tedavi eden kızı göz önünden uzaklaştırmak ve son bir tedavi şansı vermek üzere ormanın içindeki o zaman adsız olan bu ılıcaya gönderilmesini tavsiye ederler. Kızı buraya getirirler. Kendisinin son günleri olduğuna inanarak ölyat deyip bırakırlar.
Çaresiz bir derdi olduğuna inanılan Tekfurun kızı her gün bu sularda yıkanır. Gün geçtikçe iyileşir ve eski sağlığına kavuşarak babasının sarayına geri döner. O gün bu gündür Ölyat kaplıcası civar halkı tarafından bir şifa kaynağı olarak tanınır ve kullanılır. Bu şifalı yine o sudur, fakat zaman Ölyat’ı Oylat yapmıştır. Bizde sağ olsun Tekfur kızına diyerek, gidelim güzelleşelim biraz da iyileşelim dedik. Ama hikmetinden sual olunmaz her yanlarımız ağrı içinde döndük.. Büyüklerimizin dediğine göre ağrılar varsa iyileşecekmişiz.. Cildimiz parlamış, ömrümüzde yıkanmadığımız kadar sabunlanmış, sıcacık havuzlarda yüzmüştük ama amiane tabirle pelte gibi olmuştuk. yani.. Ama kış turizme olarak, kayak turizminden bile hoşumuza gitti yani. Çünkü bu bölgede isterseniz kayak bile yapabileceğiniz hoş mekanlar var. Erikli memba sularının kaynağı. Her yerden akan suları içebiliyorsunuz.. Şelale yolu denen patika yoluyla da erikli memba sularının kaynağına ulaşıyorsunuz. Hoş bir doğa yürüyüşü, kar, sıcak su, enfes yemekler. Eeee daha ne isteyebilirdik ki, bari keyfini çıkaralım dedim habire yıkandık. Elimiz, kolumuz, kanadımız kırıldı. Şu yazıyı bile kaleme alacak halim kalmadı yani..
Çünkü bana göre belirli yaş grupları, şöyle bir kaplıcaya gidip rahatlasam derler. Güzel bir kaplıcada iyi bir banyo ihtiyacını gideren kişi kirlerinden arındıktan sonra kasları gevşer, ağrıları azalır ve kendisini dinlenmiş bulur. Gerçekten de birçok fiziksel hastalıkların tedavisine yardımcı olduğu gibi, kaplıcalar asıl ruh sağlığının da düzeltilmesi için bir başlangıçtır aslında..
Fiziksel rahatsızlıklarında daha iyi bir netice almak için, özellikle de ruh sağlığını düzeltmek gerekir. Öncelikle de tüm tedavilere ek bir tedavi olarak, kaplıcalardan da istifade etmek mümkündür. Ayrıca kaplıcaların günlük yorgunluğu değil bütün yıl içinde biriken sıkıntıları unutturur. Banyonun ferahlatıcı sularından çıkıldığı zaman insan ruhen ve bedenen rahatladığını hisseder. Ama en önemlisi iyi bir kış turizmidir işte o kaaa...
Lafın özü, ben size gittiğim gördüğüm yerleri anlatsam bile, yine de siz,
“ Hiçbir şey tam değildir, ben görmeden önce” diyorsanız gezin.
“İnsan kaldıkça küflenir, gidemedikçe çürür” diyorsanız gezin.
“Bir defa görmek, bin defa duymaktan daha kıymetlidir.” diyorsanız gezin.
“Gitmediğin yer, senin değildir” diyorsanız gezin.
“Ne duruyorsun be, at kendini denize; Geride bekleyenin varmış, aldırma; Görmüyor musun, her yanda hürriyet; Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; Git gidebildiğin yere...”
Bol bol gezebilmeniz içinde, hepinize sağlıklı ve bol paralı günler diliyorum.
|
Tarih: 08:13, 12/2/2008 |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|